Ali, kısa boylu ve zayıf bir çocuktu. Koyu kahverengi saçları, büyük mavi gözleri vardı. Yeşil bir tişört giymişti. Ali, her zaman gülümseyen biriydi. Arkadaşlarıyla oynamayı çok severdi.
Bir gün, Ali parkta oynarken, Defne'yi ağlarken gördü. Defne, zor bir gün geçirdiğini düşündü. Ali, ona yardım etmek istedi. "Defne, neden üzgünsün?" diye sordu.

Defne, "Bugün okulda zorlandım. Hiç kimse beni anlamadı," dedi. Ali, arkadaşının üzgün olduğunu anladı. Onun duygularını hissetti. Empati kurmanın önemini düşündü.
Ali, Defne'ye sarıldı. "Ben buradayım, senin için buradayım," dedi. Defne, Ali'nin desteğini duydu. Bu ona umut verdi. "Teşekkür ederim, Ali," dedi.
Ali, Defne'ye birlikte oyun oynamayı önerdi. "Birlikte eğlenelim!" dedi. İkisi de parka gitti. Oyun oynarken, Defne'nin gülümsemesi geri geldi.
Defne, Ali'ye teşekkür etti. "Seninle konuşmak çok iyi geldi. Empati çok önemli!" dedi. Ali, arkadaşının mutlu olduğunu görünce çok sevindi. Empatiyle büyüyen kalpler, dostlukları güçlendirir.


